Size de bu oyunu oynamanızı öneririm.
Bir sonraki hedefiniz ya da niyetiniz ne olursa olsun, buna ulaştığınızı ve üzerinden de çok zaman geçtiğini hayal edin.
Sonrasında yapacağınız şeyse onu başarmanın heyecanını hatırlamak ve o noktadan, onu hayatınıza nasıl getirdiğinizi tam olarak hatırlama üzerine oynayabilirsiniz…
…
Müziği klasik bir enerjiyle severim, bu yüzden de sık sık şarkının tamamlandığını ve radyoda çaldığımı hayal ederek beste yapıyorum. Bir düzlemde, bundan sonra yazacağım tüm şarkıların şimdide var olduğuna halihazırda yazılmış olduğuna inanıyorum. Tek yapmam gereken onları hatırlamak. En iyi şarkılarımın yalnızca dakikalar içinde yazılmış olduğunun farkına varmak bu anlayışı güçlendiriyor. Yıllar süren diğer şarkılarda aynı akış yok.
Her ne kadar Hatırlama Süreci, insana anında tanıdık gelen organik bir müzik besteleme yolu meydana getirse de evrensel bir tarafı da mevcut. Herhangi bir şey yaratmak için kullanılabilir: sanat, yazı, müzik, ilişkiler, kariyer fırsatları vb. Bu çok güçlü sonuçlar doğurabilen basit bir kavram ve eş yazarım Joe Vitale ve ben bunu size altı adımla aydınlatacağız:
1- Gevşe
2- Şu ana uyum sağla
3- Oyna, güven ve izle
4- Mihenk Taşları kullan
5- Kuantum hatırlamaya sıçra – birleşik konum
6- Kırıntıları topla
(Hatırlama Süreci, Joe Vitale, Daniel Barret)
Hatırlamak yaratmaktan daha kolaydır. (Daniel Barret)
Ben müziğimi yapmıyorum, onu hatırlıyorum. Ne yaptığımı hatırlıyorum. (Schubert)
Sizler de bir adet “hatırlama süreci” uygulaması (oyunu) geliştiriniz.
Not:
Hatırlama Süreci Oyunu, 6 Adım’ın açıklaması:
- Adım: “Balon Gibi Ol” (Gevşe)
Önce bedenini bir balon gibi düşün. Şişmiş, gergin bir balon musun? İçindeki bütün sıkıntıları, “yapmalıyım”ları, “başaramam”ları yavaşça üfleyerek dışarı ver. Tıpkı balonun havasını boşaltır gibi… Hoooop! Rahatladın mı? Şimdi içinde yepyeni bir hava için yer açıldı. Bu oyunun ilk kuralı: “Sakin kafayla oynanır.”
- Adım: “Şu Anki Krallığında Ol” (Şu Ana Uyum Sağla)
Şu anda, tam burada, oturduğun yerde bir kralsın/kraliçesin. Peki krallığında neler oluyor? Ayakların yere sağlam basıyor mu? Nefes alıyor musun? Bir kuş sesi var mı dışarıda? Ya da sınıfın o kendine özgü kokusu? İşte krallığını böyle fark ettiğinde, sihir başlar. Çünkü geçmiş gitmiş, gelecek daha gelmemiş; sihir sadece şimdi olur.
- Adım: “Saklambaç Oynar Gibi” (Oyna, Güven ve İzle)
Şimdi gözlerini kapat. Hayalinde bir şey canlandır. Mesela bir resim çizdiğini düşünelim. O resim bitmiş, muhteşem olmuş, herkes bakıyor. Şimdi bu resmi nerede çizdin? Hangi renkleri kullandın? O an nasıl bir duygu vardı içinde?
Bu bir saklambaç oyunu gibi. O resim zaten bir yerde saklanıyor. Sen onu bulmaya çalışıyorsun. Oynarken çok zorlama, sadece güven ve izle. Saklambaçta ebe arkadaşını ararken nasıl “nerdesin?” diye merakla bakarsan, öyle.
- Adım: “Hatıra Defterindeki Yapraklar” (Mihenk Taşları Kullan)
Hayatında çok mutlu olduğun, başardığın anları hatırlıyor musun? Bisiklete binmeyi ilk öğrendiğin an mesela! Ya da çok sevdiğin bir doğum günü partisi. İşte bu anlar senin “hatıra defterinin” yaprakları. Bunlar senin mihenk taşların.
Şimdi, hayalindeki o başarıya (resim, sınav, arkadaşlık, her neyse) ulaştığında hissedeceğin duygu, işte bu hatıralarındaki duyguya benziyor. Hatta aynı duygu! O yüzden geçmişteki mutlu anını hatırla, içindeki sıcaklığı hisset ve onu gelecekteki hayaline taşı. “Ben bu duyguyu biliyorum, bu benim evimde var!” de.
- Adım: “Görünmez Arkadaşını Ziyaret Et” (Kuantum Hatırlamaya Sıçra)
Şimdi bambaşka bir oyuna geçiyoruz. Zaman ve mekan diye bir şey yokmuş gibi davran. Tıpkı bir görünmez arkadaşın varmış ve onu ziyarete gidiyormuşsun gibi. O görünmez arkadaş, senin gelecekteki halin.
Hayalindeki o başarılı haline bir ziyarete git. Ona sarıl. “Vay canına, bu resmi nasıl çizdin? Bana anlatır mısın?” diye sor. O da sana anlatsın. Belki “Önce maviyi sürdüm, sonra biraz beyaz ekledim, sonra birden kuşlar geldi aklıma…” gibi şeyler söyleyecek. İşte bu hatırlamak! Sen zaten yapmışsın, şimdi sadece dinliyorsun.
- Adım: “Yere Düşen Ekmek Kırıntıları” (Kırıntıları Topla)
Ziyaret bitti. Gözlerini aç. Şimdi etrafına bak. Belki birden aklına mavi bir kalem kullanmak geldi. Belki içinden bir kuş resmi çizmek geçti. Belki de canın bir şarkı mırıldanmak istedi. Bunlar “kırıntılar”. Tıpkı ekmek kırıntıları gibi… Seni o görünmez arkadaşına, yani başarına götürecek olan küçücük işaretler.
Hemen yapmaya başla! O mavi kalemi al, bir karalama yap. O şarkıyı mırıldan. İşte sihir böyle başlar. Büyük patlamalar değil, küçük kırıntılar birikir ve seni hedefine götürür.
Not 2:
“Unutmayın çocuklar, siz dışarıdan bir şey getirmiyorsunuz, içinizde zaten var olanı hatırlıyorsunuz. Tıpkı Schubert Usta’nın dediği gibi: ‘Ben müziğimi yapmıyorum, onu hatırlıyorum.’ Siz de resminizi, başarınızı, mutluluğunuzu hatırlayacaksınız.”
Not 3: İçeriklerinizde öğrendiğiniz konuları kullanmaya çalışın lütfen. Ve bunları da belirtin. Yazım ve noktalamaya dikkat etmeyi unutmayın.